3 Kasım 2009 Salı

Millwall ve Beterin Beteri


24 Ekim’de Millwall ile Leeds United arasında oynanan League 1 maçından sonra tribünde Galatasaray formalı bir Millwall taraftarının bıçaklama hareketleri yapması ve bunun basında da yer alması üzerine Millwall Kulübü tarafından bir açıklama yapıldı.


Güvenlik kameraları ve fotoğraflar yoluyla kimliğinin tespiti halinde bu taraftarın stada girmesine sonsuza kadar izin verilmeyeceği, Türkiye bayrağı sallayan bir başka taraftarın da stadın dışına çıkartılıp gözaltına alındığı açıklandı.

Bu da yetmemiş olmalı ki Millwall’ un 2-1 kazandığı maç sonrasında polis, Millwall taraftarlarının gittiği bazı pubların çevresinde güvenlik önlemleri bile almış ve iki kişiyi de gözaltına almış.

Rakip takımın yaşadığı hezimetleri onlara hatırlatmak taraftarların bir kısmı için bir destek biçimi anlamına geliyor. Bu bir noktaya kadar anlaşılır bir şey belki ama bunun da bir sınırı olmalı.





2002’de Fenerbahçe Phanatinaikos maçında, Kadıköy’de tribünlere asılan İstanbul’un fethi temalı devasa pankartı veya Hrant Dink cinayetinden sonra Trabzon sokaklarında ve tribünlerinde yaşanan beyaz bere zırvalığını hepimiz hatırlıyoruz.


Bu hafta Antep’de yaşananlar, Diyarbakırspor başkanının, tribünden yükselen seslerin vehameti zaten ortadayken hakemler ve federasyonu da suçlayarak sızlanmasını bir kenara bırakırsak işlerin çığrından çıkması ihtimalinin olduğunun göstergesi.


Bu konuda her dönemde yaşanmış hatırlamak istemediğim daha bir sürü örnek var. Irkçılık tehlikesi, çevre ve iklim politikaları gibi konularda politik olabilen, bir tavır sergileyen bazı taraftar grupları her zaman var olsa da siyaset ve siyasetçiden uzak kalmayı bir türlü becerememiş ülke futbolunun tribündeki yansımasının böyle olması çok normal.


Futbolcuları küçük çocukların elinden tutturarak sahaya çıkartmanın veya ellerine barış mesajları yazan pankartlarlar tutuşturmanın tribünlerdeki bu ırkçı yaklaşımı önlemek için yeterli olmayacağını atık herkes anlamalı.




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder