5 Kasım 2009 Perşembe

"Ben Kısaca YD"



Yıldırım Demirören’in benzerini pek hatırlayamadığım tepkisini anlamlandırabilmek çok zor. Durum çok açık; takım kötü oynuyor ve taraftar başkanı istemiyor. Bu yeni bir şey değil. Bu güne kadar istifaya çağırılan kulüp başkanlarının adlarını alt alta yazsak... şeklinde başlayan bir cümlenin atasözü zannedilme ihtimalinin yüksekliği bile bu durumun artık bir futbol klişesi olduğunun kanıtıdır. Eğer durum böyleyse başkanın, kendisine sinir krizi geçirtebilecek bir işe (ya da hobiye) sahip olduğunu çoktan anlamış olması lazım.

Kendisinin, 2000 yılından beri dillendirdiğini söylediği, “Ben burada olduğum sürece Mustafa Denizli Beşiktaş kulübüne giremez" özdeyişini içeren videoların tıklanma oranları her geçen gün artıyor. Taraftar forumlarında başkanın ismi o kadar çok geçiyor ki, kendisinin bir hayli uzun olan ve toplamda 18 harf içeren ismini yazmaktan sıkılanlar bunun yerine YD kısaltmasını kullanıyorlar.



İbrahim Kaş ile ilgili anlaşılamaz transfer politikası, Tabata transferi hadisesi veya detaylarına girildiğinde şeref tribününe kadar uzanan kötü kokulara ulaşılabilecek Denizli maçı meydan muharebesi başkanın referans mektubundaki konu başlıklarından yalnızca bir kaçı.

Ocak ayında yapılacak seçimin sonucunu şimdiden kestirebilmek çok zor ama bence Beşiktaş taraftarı açısından bunların tümünden çıkacak sonuç gelen gideni aratır atasözüyle özetlenebilir. İki ay sonra yapılacak seçimin sonucunda, "göreve gelirsem tribünleri temizleyeceğim" diyen Murat Aksu’nun kulübün başına geçmesi ihtimalini düşününce durumu özetleyen atasözlerini çoğaltmak da mümkün.

3 Kasım 2009 Salı

Millwall ve Beterin Beteri


24 Ekim’de Millwall ile Leeds United arasında oynanan League 1 maçından sonra tribünde Galatasaray formalı bir Millwall taraftarının bıçaklama hareketleri yapması ve bunun basında da yer alması üzerine Millwall Kulübü tarafından bir açıklama yapıldı.


Güvenlik kameraları ve fotoğraflar yoluyla kimliğinin tespiti halinde bu taraftarın stada girmesine sonsuza kadar izin verilmeyeceği, Türkiye bayrağı sallayan bir başka taraftarın da stadın dışına çıkartılıp gözaltına alındığı açıklandı.

Bu da yetmemiş olmalı ki Millwall’ un 2-1 kazandığı maç sonrasında polis, Millwall taraftarlarının gittiği bazı pubların çevresinde güvenlik önlemleri bile almış ve iki kişiyi de gözaltına almış.

Rakip takımın yaşadığı hezimetleri onlara hatırlatmak taraftarların bir kısmı için bir destek biçimi anlamına geliyor. Bu bir noktaya kadar anlaşılır bir şey belki ama bunun da bir sınırı olmalı.





2002’de Fenerbahçe Phanatinaikos maçında, Kadıköy’de tribünlere asılan İstanbul’un fethi temalı devasa pankartı veya Hrant Dink cinayetinden sonra Trabzon sokaklarında ve tribünlerinde yaşanan beyaz bere zırvalığını hepimiz hatırlıyoruz.


Bu hafta Antep’de yaşananlar, Diyarbakırspor başkanının, tribünden yükselen seslerin vehameti zaten ortadayken hakemler ve federasyonu da suçlayarak sızlanmasını bir kenara bırakırsak işlerin çığrından çıkması ihtimalinin olduğunun göstergesi.


Bu konuda her dönemde yaşanmış hatırlamak istemediğim daha bir sürü örnek var. Irkçılık tehlikesi, çevre ve iklim politikaları gibi konularda politik olabilen, bir tavır sergileyen bazı taraftar grupları her zaman var olsa da siyaset ve siyasetçiden uzak kalmayı bir türlü becerememiş ülke futbolunun tribündeki yansımasının böyle olması çok normal.


Futbolcuları küçük çocukların elinden tutturarak sahaya çıkartmanın veya ellerine barış mesajları yazan pankartlarlar tutuşturmanın tribünlerdeki bu ırkçı yaklaşımı önlemek için yeterli olmayacağını atık herkes anlamalı.




30 Ekim 2009 Cuma

PFDK Hesabı Kesti



PFDK, Fenerbahçe Galatasaray maçı ile ilgili kararları açıkladı. Başka bir deyişle derbinin faturasını kesti. Hesap şöyle.
.
1- Fenerbahçe 2 maç seyircisiz oynayacak.
2- Galatasaray’a 20.000 TL ceza.
3- Bilica’ya 3 maç ceza.
4- Keita’ ya 3 maç ceza.

Pazar gününden beri devam eden "olaylı derbi" muhabbeti bitmek bilmiyor ve belli ki gündemi bir süre daha meşgul edecek. Cezalar belli olduktan sonra Florya'da yapılan basın toplantısında Haldun Üstünel Galatasaray adına artık klişeleşmiş üç büyükler serzenişlerini dile getirdi ve cezalar renge göre veriliyor dedi.

Tartışma başlıkları arasında en saçma olanı ise bardak teranesi. Pet bardağın Keita’ ya hangi tribünden atıldığı tartışması cezaların açıklanmasından sonra daha bir harlanacak gibi. Bu tartışmada fizik kurallarını, detaylı çizimleri, farklı alanlardan uzmanları seferber edenler; o cismin atılıyor olmasını değil kimin attığını ve cezayı kimin yiyeceğini tartışıyorlar.
.
Bu tartışmalar bana 2004 yılında İnönü Stadı’ndaki Beşiktaş-Çaykur Rizespor maçının devre arasında bir taraftarın bıçaklanarak hayatını kaybetmesi sonrasında statların güvenliği ve Beşiktaş’a verilecek ceza konuşuluyorken yapılan yorumları hatırlattı.

O günlerde durumun vahametini bir kenara bırakıp (nasıl başarıyorlarsa) “ölen Galatasaraylı öldüren Fenerbahçeli, Beşiktaş’ a neden ceza veriliyor” diye soran ismi lazım değil yorumcular vardı.

29 Ekim 2009 Perşembe

Bilet Fiyatları El Yakıyor

Yeni Açık: 75,00
TLEski Açık: 75,00
TLKapalı Alt: 200,00 TL
Kapalı Üst: 225,00
TLNumaralı Kenar: 225,00 TL
Numaralı Orta: 275,00 TL
VIP Alt A - F: 275,00 TL
VIP Alt B - E: 320,00 TL
VIP Alt C - D: 400,00 TL
VIP Üst A - F: 400,00 TL
VIP Üst B - E: 650,00 TL



Fiyatlar el yakıyor.Taraftar forumlarında yorumlar oldukça çeşitli, kulübün bilet fiyatı politikasının tribün temizliği operasyonunun bir halkası olduğunu düşünen bile var.

Böyle bir bakış bir tür komploculuk olur tabii ki ama Almanya’daki maçı kale arkası üst tribünde 28 Euro yani yaklaşık 70 Lira karşılığında izlediğini yazan bir taraftarın serzenişine katılmamak da elde değil. Eski açık tribün fiyatının 75 Lira olması da çabası.

Bu tartışmalar süre dursun maç günü İnönü stadının dopdolu ve tribünlerin etkileyici olacağı kesin.

Manchester United maçında Çarşı’nın A sına kafayı takan ve pankartları maça sokmayan UEFA’ ya cevaben Kayseri maçında kapalı tribünde açılan pankarttan sonra Salı akşamı da gözler kapalıda olacak.